Görsel notu: Ayhan Çabuk’un orijinal fotoğrafı temel alınarak yapay zekâ ile düzenlenmiş görsel kompozisyon.
Ben Ayhan Çabuk. Green Agora’da kaliteli zeytinyağının kökenini, üreticisini, duyusal özelliklerini ve analizlerini anlamaya çalışıyorum. Ama bütün bunların sonunda benim için hâlâ tek bir soru kalıyor: Hangi zeytinyağı, hangi insana gerçekten uygun?
Bir şişeyi yalnızca satabilmek istemiyorum. Neden o karaktere sahip olduğunu anlamak istiyorum.
Hangi zeytin çeşidinden üretildi? Nerede yetişti? Ne zaman hasat edildi? Nasıl işlendi? Kokusu ve tadı nasıl? Hangi analizleri var? Ve bütün bu bilgilerden hangileri, o zeytinyağını daha sonra kullanacak insan için gerçekten anlamlı?
Green Agora’daki çalışma biçimim bu sorulardan doğdu.
Zeytinyağını anlamak.
İnsanı anlamak.
İkisini bir araya getirmek.
Bu sayfa Green Agora’daki ana yazar ve yetkinlik profilim. Zeytinyağına uzanan yolculuğumu, nasıl çalıştığımı ve duyusal değerlendirme, köken, üretici bilgisi, analiz, bilimsel bilgi ve kişisel danışmanlığı hangi ilkelerle ele aldığımı anlatıyor.
Ayhan Çabuk | Green Agora kısa profili
| Adı | Ayhan Çabuk |
| Kamuya açık adı | Green Agora’dan Ayhan |
| Şirket | Green Agora GmbH |
| Konum | Lüdenscheid, Kuzey Ren-Vestfalya |
| Odak noktası | Kaliteli zeytinyağlarının seçimi, değerlendirilmesi ve insanlarla buluşturulması |
| Çalışma alanları | Duyusal değerlendirme, zeytin çeşitleri, üreticiler, köken, hasat, işleme, saklama, analizler ve kişisel zeytinyağı danışmanlığı |
| Temel ilke | İnsanı hesaba katmayan analiz yalnızca bir sayıdır. Analizden kopuk deneyim ise yalnızca bir gözlemdir. |
Green Agora’dan Ayhan kimdir?
Green Agora GmbH’de Lüdenscheid’de çalışıyorum. Odağım kaliteli zeytinyağlarını seçmek, değerlendirmek ve onları anlaşılır biçimde insanlarla buluşturmak.
Benim için zeytinyağı, birbirinin yerine kolayca konabilecek sıradan bir gıda değil. Tek bir şişede tarım, zeytin çeşidi, bölge, üretici, hasat, işleme, saklama, duyusal profil, kimyasal analiz ve kişisel damak zevki buluşuyor.
Zeytinyağını daha derinden tanıdıkça “Bu en iyi zeytinyağıdır” gibi kolay cümleler bana giderek daha az ikna edici gelmeye başladı.
Yüksek fiyat, madalya, köken ülkesi veya laboratuvar raporundaki çok büyük bir rakam tek başına bir zeytinyağının olağanüstü olup olmadığını belirlemez. Hele belirli bir insana uygun olup olmadığını hiç belirlemez.
Bu yüzden benim çalışmam çoğu zaman iki soruyla başlıyor:
Bu şişeyi ilginç kılan ne?
Ve bu şişe kimin için ilginç?
Zeytinyağına uzanan yolum
Green Agora’ya gelişim düz bir kariyer planının sonucu değildi.
Bu yolun bir kısmı çok kişisel bir yerde başladı. 2004 yılında annemi meme kanseri nedeniyle kaybettim. 48 yaşındaydı.
Bu kayıp uzun yıllar benimle kaldı. Ve bende, daha sonra işimde çok önemli hale gelecek bir tutumu güçlendirdi: Benim için önemli olan bir konuda ilk basit cevapla yetinmek yerine daha yakından bakmak.
Bu kişisel hikâyeyi, belirli bir gıdanın bir hastalığı önleyebileceği veya hastalığın seyrini değiştirebileceği iddiasıyla ilişkilendirmiyorum.
Zeytinyağı bir gıdadır. Geçmişi sonradan açıklayacak bir anahtar değildir.
Ama kendi hikâyem, soru sorma, kontrol etme ve bilgiyi bağlamına yerleştirme konusunda bende özel bir titizlik oluşturdu.
Bu yolculuğun ayrıntılı halini ayrı bir yazıda anlattım:
Green Agora’nın Hikâyesi | Ayhan’ın Zeytinyağı Yolculuğu
İlk okulum şarküteri dükkânıydı
Daha sonra eşimin ve kayınpederimin şarküteri dükkânında yardımcı oldum. Orada karşıma tekrar tekrar aynı, görünüşte basit soru çıktı:
“Gerçekten iyi bir zeytinyağınız var mı?”
Zamanla şunu anladım: Aynı ürün sorusunun arkasında tamamen farklı insanlar ve beklentiler vardı.
Biri yumuşak bir yağ arıyordu. Bir diğeri belirgin acılığı seviyordu. Başka biri bazı natürel sızma yağlarda boğazın arkasında gelişen yakıcılığı özellikle hissetmek istiyordu. Kimileri tanıdık bir tat arıyor, kimileri ise kaliteli zeytinyağları arasındaki farkları ilk kez bilinçli olarak keşfetmek istiyordu.
Böylece benim için bir ürün sorusu, giderek bir insan sorusuna dönüştü.
Herkes aynı zeytinyağını aramıyor. Teknik açıdan çok iyi bir şişe de herkes için otomatik olarak doğru öneri olmuyor.
2014’ten beri | Üreticilerden, bahçelerden ve değirmenlerden öğrenmek
2014’ten itibaren eşimle birlikte daha yoğun seyahat etmeye başladım. Türkiye, Yunanistan, İtalya ve daha sonra Fransa gittiğimiz ülkeler arasındaydı.
Başlangıçta ürün arıyordum.
Zamanla bakışım değişti.
Bir şişenin fiyatını veya satılıp satılamayacağını bilmek artık bana yetmiyordu. Neden o tada sahip olduğunu anlamak istiyordum.
Üreticileri ziyaret ettim. Zeytinlikleri, hasadı, farklı olgunluk evrelerindeki meyveleri, değirmenleri, tankları ve dolum süreçlerini gördüm.
Kalitenin, güzel bir şişenin üzerine etiket yapıştırıldığı anda ortaya çıkmadığını öğrendim. Kalite, çok daha önce başlayan bir dizi kararın sonucuydu.
Zeytin çeşidi, yetiştiği yer, iklim, su, meyvenin durumu, hasat zamanı ve taşıma, ham maddenin niteliğini etkiliyor. Ardından kırma, malaksasyon, sıcaklık, süre, oksijen teması, ayırma ve filtrasyonla ilgili kararlar geliyor. Üretim bittikten sonra bile iş bitmiyor; ışık, ısı, oksijen ve zaman iyi bir yağın kalitesini değiştirmeye devam edebiliyor.
İyi zeytinyağı benim için nadiren tek bir dahiyane anın sonucudur. Arka arkaya verilen birçok doğru kararın sonucudur.
Bugün bir zeytinyağını nasıl değerlendiriyorum?
Bir zeytinyağını hiçbir zaman tek bir özelliğe bakarak değerlendirmemeye çalışıyorum. Benim için daha bütünlüklü resim, birkaç katman bir araya geldiğinde oluşuyor.
1 | Duyusal değerlendirme
Zeytinyağı koklanmalı ve tadılmalı.
Meyvemsilik, acılık, yakıcılık, aroma yapısı, gövde, denge, kalıcılık ve genel izlenim baktığım unsurlar arasında.
Çok yoğun bir yağ olağanüstü olabilir. Daha zarif ve ölçülü bir yağ da öyle.
Yoğunluk tek başına benim için kalite ölçüsü değildir.
2 | Zeytin çeşidi
Çeşit, bir zeytinyağının kimliğinin önemli parçalarından biridir.
Tsounati, Koroneiki, Kalamon, Kolovi, Adramitiani, Hondroelia veya Amfissis çok farklı başlangıç noktaları oluşturabilir.
Ama çeşit de hikâyenin tamamını anlatmaz. Bölge, olgunluk, hasat ve işleme sonucu önemli ölçüde değiştirebilir.
3 | Köken ve üretici
Köken önemlidir; ama ülke adı tek başına kalite garantisi değildir.
Ben somut üreticiyi, bölgesini, nasıl çalıştığını, meyveye nasıl davrandığını, hasat ve işleme kararlarını anlamak isterim.
Şişe, bayraktan daha somuttur.
4 | Hasat ve işleme
Ne zaman hasat edildi? Meyve ne durumdaydı? Ne kadar hızlı işlendi? Değirmende nasıl çalışıldı?
Erken hasat veya soğuk ekstraksiyon gibi kavramlar önemli bilgiler verebilir. Ama tek başına bütün değerlendirme için yeterli değildir.
5 | Analizler
Laboratuvar analizleri bir zeytinyağını daha nesnel değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Sorunun türüne göre serbest asitlik, peroksit değeri, K232, K270, Delta K, toplam polifenoller veya tek tek fenolik bileşikler benim için anlamlı olabilir.
Bir analiz doğru ürüne ait olmalı ve doğru bağlamda okunmalı. Bu yüzden analiz değerini zihnimde her zaman şu bilgilerle birlikte tutuyorum:
Ürün | Hasat | Parti | Ölçüm yöntemi | Analiz tarihi.
Bu bağlamdan kopmuş tek bir rakam, gerçekte olduğundan daha fazla güven duygusu yaratabilir.
6 | Tazelik ve saklama
Çok iyi üretilmiş bir zeytinyağı bile zaman içinde değişir.
Işık, ısı, oksijen ve zaman üretimden sonra da rol oynamaya devam eder. Bu nedenle saklama ve tazelik benim için ürün değerlendirmesinin bir parçasıdır.
Zeytinyağını Doğru Saklamak | Işık, ısı ve oksijen
7 | İnsan
Sonunda zeytinyağı, bir insanın kullanacağı ve keyif alacağı bir gıdadır.
Bu yüzden yalnızca “Bu şişe ne sunuyor?” diye sormuyorum.
“Bu insan ne arıyor?” diye de soruyorum.
Belirgin acılığı seven biriyle, günlük mutfak için daha dengeli bir profil arayan birine aynı öneriyi vermek zorunda değilim.
Analiz, duyusal deneyim ve insan | Hiçbiri tek başına yeterli değil
Çalışma biçimimin büyük bölümünü şu cümle özetliyor:
İnsanı hesaba katmayan analiz yalnızca bir sayıdır. Analizden kopuk deneyim ise yalnızca bir gözlemdir.
Laboratuvar raporu çok değerli bilgi verebilir. Ama bir insanın acılığı sevip sevmediğini, bir şişeyi ne kadar hızlı tüketeceğini veya yağı yemek pişirmek, salata, son dokunuş ya da sade tadım için mi aradığını bilemez.
Öte yandan ben bir yağı tadıp belirgin yakıcılık, yoğun acılık veya belirli bir aroma algılayabilirim. Ama bundan tek bir kimyasal bileşiğin kesin konsantrasyonunu güvenilir biçimde çıkaramam.
Boğazımız bir laboratuvar cihazı değildir. Laboratuvarın da tat tomurcukları yoktur.
Duyusal değerlendirme, analiz ve deneyim birbirini tamamlar. Bu katmanlardan hiçbiri, tek başına bütün şişeyi açıklıyormuş gibi ele alınmamalı.
Kaliteli Zeytinyağı Nasıl Anlaşılır? | Kaliteyi doğru okumak
Polifenoller | Önemli, ama insanlar için bir sıralama tablosu değil
Polifenoller natürel zeytinyağlarının bilimsel açıdan ilgi çekici doğal bileşenleri arasında. Bu nedenle ilgili analizlerle yoğun biçimde ilgileniyorum.
Ama yüksek bir toplam değer, bir zeytinyağının bütün kalitesini otomatik olarak açıklamaz.
“Polifenol” şemsiye bir terimdir; altında farklı bileşikler bulunur. Ölçüm yöntemi, hasat, parti ve analiz zamanı da önemlidir.
Yüksek bir değer belirli bir hasadın ilginç özelliği olabilir. Fakat duyusal değerlendirme, tazelik, işleme, saklama ve kişisel damak zevkinin yerine geçmez.
Daha yüksek bir rakam, her kullanım ve her insan için otomatik olarak daha iyi demek değildir.
Bu nedenle güncel, ürüne özgü değerlerin ilgili ürün ve analiz bağlamında kalmasını tercih ediyorum. Yeni hasat geldiğinde veriler değişebilir; kişisel yazar profilimin ise bu nedenle eski analiz rakamlarıyla yaşlanmasını istemiyorum.
Oleokantal | Bir tadım nasıl bilimsel bir soruya dönüştü?
Özellikle aklımda kalan tadımlardan biri Atilla Totoş’la yaptığım erken dönem yoğun tadımlardan biriydi.
Atilla Bey eczacı ve zeytinyağı üreticisi.
Tadım sırasında boğazımda belirgin bir yakıcılık hissettim ve öksürdüm.
Elbette o güne kadar zeytinyağını biliyordum. Ama henüz onu, bilinçli biçimde parçalara ayırarak okunabilecek bir duyusal dil gibi görmüyordum.
Daha sonra karşıma oleokantal kavramı çıktı.
Böylece kişisel bir duyusal deneyimin arkasında bilimsel olarak araştırılan bir mekanizma olduğunu gördüm.
Ama aynı örnek bana başka bir sınırı da öğretti:
Temel araştırmada ilginç bir mekanizma bulunması, verilerin taşıyabileceğinden daha büyük bir sağlık hikâyesine dönüştürülmemeli.
Yakıcı duyusal his gözlemlenebilir. Belirli bir bileşiğin miktarı ise analiz edilmelidir. Temel araştırma bir mekanizmayı inceleyebilir; bundan insanlarda otomatik olarak klinik etki sonucu çıkmaz.
Bilim, onu olduğundan daha büyük anlattığımızda güçlenmez. Gerçekte neyin incelendiğine sadık kaldığımızda güçlenir.
Bilim ilgimi çekiyor | Ama doktor değilim
Green Agora’da zeytinyağı üzerine bilimsel araştırmalarla birçok yazıda ilgileniyoruz.
Polifenoller, oleokantal, kan lipidleri, oksidatif stres, Akdeniz tipi beslenme, ısıtma, saklama ve beslenme araştırmaları bunlar arasında.
Burada benim için vazgeçilmez bir sınır var:
Ben doktor değilim.
Green Agora’daki görevim hastalık tanısı koymak veya hastalık tedavi etmek değil.
Bilimsel çalışmaları değerlendirirken hücre çalışmalarını, hayvan araştırmalarını, gözlemsel çalışmaları, randomize insan çalışmalarını, sistematik derlemeleri ve meta-analizleri birbirinden ayırmaya çalışıyorum.
Hücre modelindeki bir sonuç, insanlarda kanıtlanmış tedavi değildir. Gözlemsel çalışma önce istatistiksel ilişki gösterir. Kişisel deneyim klinik çalışma değildir. İlginç bir sonuç da bir gıda için otomatik olarak her türlü sağlık beyanını haklı çıkarmaz.
Aynı sınır zeytinyağı polifenollerine ilişkin Avrupa Birliği sağlık beyanında da geçerli. Belirleyici olan yürürlükteki kullanım koşullarıdır. Yüksek toplam polifenol değeri, herhangi bir sağlık etkisini otomatik olarak ileri sürme hakkı vermez.
Bilim ne kadar ölçülü ve kesin konuşuyorsa, pazarlama da aynı ölçüde dikkatli olmalı.
Zeytinyağı Sağlıklı mı? | Bilim ve sınırlar
Zeytinyağı ve Kolesterol | Araştırmalar ne söylüyor?
Green Agora’daki bilimsel yazılara nasıl yaklaşıyorum?
Green Agora’daki bir uzmanlık yazısının altında adım yer alıyorsa veya kişisel değerlendirmemi ekliyorsam, okuyucunun nasıl çalıştığımı anlayabilmesini istiyorum.
Bilim odaklı yazılarda kaynaklar erişilebilir olmalı, belirsizlik görünür kalmalı ve ifadeler dayandıkları veriden daha güçlü kurulmadan yazılmalı.
Editoryal ilkem: Sağlam biçimde gösterilmiş olanı açıkça söyleriz. Yalnızca sınırlı kanıt sunan bulguları sınırlarıyla anlatırız. Kanıtlanmamış olanı ileri sürmeyiz.
- Hücre araştırması, hücre araştırması olarak kalır.
- Hayvan araştırması, hayvan araştırması olarak kalır.
- Gözlemsel ilişki otomatik olarak nedenselliğe dönüşmez.
- İnsan çalışmaları tasarımına ve ölçülen sonuca göre değerlendirilir.
- Güncel analiz değerleri ilgili hasat ve partiye aittir.
- Kişisel deneyim bilimsel etkinlik kanıtı olarak sunulmaz.
- Daha çarpıcı bir reklam cümlesi kurulabilsin diye belirsizlik gizlenmez.
Bunun bir örneği, Dr. med. Suzann Kirschner-Brouns’un zeytinyağıyla ilgili video ifadelerini incelediğimiz ayrıntılı yazı. Orada haricî videodaki ifadeler önce belgelendi, ardından bilimsel kanıt düzeyi ayrı ayrı değerlendirildi.
Her Gün Zeytinyağı Tüketmek | Dr. med. Suzann Kirschner-Brouns ne söylüyor, bilim ne gösteriyor?
Kişisel zeytinyağı danışmanlığı dinlemekle başlar
Bir danışmanlık görüşmesinde ilk işim raftaki en pahalı ürünü almak değil.
Önce karşımdaki insanın gerçekten ne aradığını anlamaya çalışıyorum.
Belirgin acılığı seviyor mu? Yakıcılık güçlü mü hissedilsin, arka planda mı kalsın? Yağ her gün mutfakta mı kullanılacak? Salata, sebze, ekmek, balık, son dokunuş veya bilinçli sade tadım için mi aranıyor? Organik sertifika önemli mi? Laboratuvar analizleri özellikle incelensin mi? Hediye mi aranıyor? Bir şişe ne kadar sürede tüketiliyor?
Bu sorular tamamen farklı önerilere götürebilir.
Kaliteli zeytinyağlarını yeni tanımaya başlayan biriyle, özellikle yoğun erken hasat profilleri arayan bir insan aynı yağı tercih etmek zorunda değil.
Damak zevki bir yarışma değildir.
Kimseye daha yoğun acılığı sevmek zorunda olduğunu kanıtlamam gerekmiyor. Benim işim hangi yoğunluğun, hangi çeşidin ve hangi profilin o kişiye daha uygun olabileceğini anlamaya çalışmak.
Bazen danışmanlık bir espressoyla başlar
Kişisel temas Green Agora’nın benim için önemli bir parçası.
Showroom’da bir sohbet başladığında bir fincan espresso çoğu zaman kendiliğinden işin parçası olur.
Tsounati, Koroneiki, Kalamon, polifenoller veya erken hasat konuşmaya başlamadan önce sohbetin sadece sohbet olmasına izin verilebilir.
Bu, danışmanlık anlayışımı oldukça iyi anlatıyor:
Ayaküstü değil. Herkese aynı hazır satış cümlesiyle değil. Hele mümkün olduğunca hızlı biçimde en pahalı şişeyi seçmek amacıyla hiç değil.
Bazen iyi bir zeytinyağı sohbeti gerçekten bir fincan espressoyla başlar.
Green Agora Zeytinyağı Showroom’u | Lüdenscheid
Bir zeytinyağının birçok özelliğini kelimelerle anlatabilirsiniz.
Tadını ise ancak sınırlı ölçüde.
Bu nedenle Lüdenscheid’deki Green Agora Zeytinyağı Showroom’u çalışmalarımda önemli bir yere sahip.
Yaklaşık 360 metrekarelik alanda ve yaklaşık 4 metre tavan yüksekliğinde farklı zeytinyağları, üreticiler, zeytin çeşitleri ve duyusal profiller karşılaştırılabiliyor.
Bu alan teori ile doğrudan deneyimi bir araya getirmemize imkân veriyor.
Bir ziyaretçi bir zeytin çeşidini tanıyabilir, kökenini anlayabilir, mevcut analizleri bağlamına yerleştirebilir, yağı sade tadabilir, başka bir profille karşılaştırabilir, sorularını sorabilir ve sonunda daha bilinçli karar verebilir.
Showroom sahne. Asıl deneyim ise karşılaşmanın kendisi.
Ziyaret, kişisel danışmanlık ve tadımlar önceden randevuyla yapılır.
Green Agora kürasyonu | Kalite bayrakla başlamıyor
Green Agora, Yunan zeytinyağlarıyla güçlü biçimde büyüdü.
Yunanistan ve oradaki üreticiler Green Agora kimliğinin önemli bir parçası olmaya devam ediyor.
Ama kaliteyi tek bir ülkeye indirgemek istemiyorum.
İlk sorum, seçkimizde hangi ülkenin bayrağının eksik olduğu değil.
Somut bir ürünün seçkiye gerçekten bir şey katacak kadar ilginç, anlaşılır ve şeffaf olup olmadığı.
Bu nedenle üreticiye, zeytin çeşidine, bölgeye, hasada, işleme biçimine, duyusal profile, analizlere, ambalaja, saklamaya ve şeffaflığa bakıyorum.
Satış hikâyesi bundan sonra geliyor.
Zeytinyağı satmak benim için bir şişeyi sunmaktır. Zeytinyağı kürasyonu ise o şişenin neden seçkide olduğunu ve kim için anlamlı olabileceğini açıklayabilmektir.
Hedefim mümkün olan en fazla ürünü toplamak değil.
Anlaşılabilir seçim yoluyla güven oluşturmak.
Green Agora’da neyi vaat etmek istemiyorum?
Bir gıdanın bir insanın hayatını değiştireceğini vaat edemem.
Bir hastalığı önleyemem, tıbbi prognoz veremem ve bilimsel ya da hukuki olarak desteklenmeyen bir etkiyi bir şişeye atfetmek istemem.
Ama başka bir şeyi vaat edebilirim:
Özen.
Soru soracağım. Tadacağım. Kökeni ve üreticiyi mümkün olduğunca anlamaya çalışacağım. Mevcut analizleri bağlamına yerleştireceğim. Büyük bir rakamı otomatik olarak büyük bir etkiye çevirmeyeceğim.
Ve bir şeyi bilmiyorsam, kulağa güzel gelen bir cevap uydurmak yerine dönüp bakmayı tercih edeceğim.
Green Agora’daki çalışmam için kendime koyduğum ölçü bu.
Green Agora yazılarımda ne bulabilirsiniz?
Green Agora’nın bilgi alanının birbirinden kopuk reklam metinlerinden oluşmasını istemiyorum.
Her uzmanlık yazısı somut bir soruyu cevaplamalı; aynı zamanda daha büyük resmi görmeye yardımcı olmalı.
Natürel sızma zeytinyağının kalitesi, duyusal değerlendirme ve tadım, zeytin çeşitleri, üreticiler ve köken, hasat ve işleme, polifenoller, fenolik bileşikler, laboratuvar analizleri, tazelik ve saklama, mutfakta kullanım, AB sağlık beyanları ve bilimsel çalışmalar tekrar tekrar ele aldığım konular arasında.
Amacım bütün bu başlıkların birlikte, belirli bir şişeyi gerçekten neyin oluşturduğunu ve onu değerlendirirken hangi bilgilerin önemli olduğunu anlatması.
Seçilmiş yazılar ve rehberler
- Green Agora’nın Hikâyesi | Ayhan’ın Zeytinyağı Yolculuğu
- Kaliteli Zeytinyağı Nasıl Anlaşılır?
- Zeytinyağında Polifenoller | Tat, analiz ve doğru bağlam
- Erken Hasat Zeytinyağı | Early Harvest kavramını doğru anlamak
- Zeytinyağını Doğru Saklamak | Işık, ısı ve oksijen
- AB Sağlık Beyanı | Koşullar ve laboratuvar doğrulaması
- Zeytinyağı Sağlıklı mı? | Bilim ve sınırlar
- Zeytinyağı ve Kolesterol | Araştırmalar ne söylüyor?
- Her Gün Zeytinyağı Tüketmek | Video ve bilimsel kanıtlar
- Zeytinyağı Tadımı | Green Agora Lüdenscheid
Green Agora’dan Ayhan hakkında sık sorulan sorular
Ayhan Çabuk kimdir?
Ayhan Çabuk, Lüdenscheid’de Green Agora GmbH bünyesinde çalışır. Kaliteli zeytinyağlarının seçimi ve değerlendirilmesi; duyusal profil, köken, üreticiler, analizler ve kişisel zeytinyağı danışmanlığı başlıca çalışma alanlarıdır.
Neden “Green Agora’dan Ayhan” adını kullanıyor?
“Green Agora’dan Ayhan”, Ayhan Çabuk’un Green Agora uzmanlık yazılarında, danışmanlıklarda ve zeytinyağı iletişiminde kullandığı kamuya açık addır.
Zeytinyağıyla ne zamandan beri daha yoğun ilgileniyor?
2014’ten itibaren eşiyle birlikte üreticilere ve farklı zeytinyağı bölgelerine daha yoğun seyahat etmeye başladı. Pratik deneyimi daha sonra duyusal değerlendirme, işleme süreçleri, üretici bilgisi ve analizlerle derinleşti.
Ayhan doktor veya beslenme tıbbı uzmanı mı?
Hayır. Ayhan doktor veya beslenme tıbbı uzmanı değildir. Green Agora’daki danışmanlığı zeytinyağı, duyusal değerlendirme, zeytin çeşitleri, köken, üreticiler, analizler, tat ve kullanım üzerinedir. Tıbbi danışmanlık hizmeti vermez.
Ayhan bir zeytinyağını nasıl değerlendiriyor?
Duyusal profil, zeytin çeşidi, köken, üretici, hasat, işleme, saklama, mevcut analizler ve yağın hangi insan ve kullanım amacı için uygun olabileceğini birlikte değerlendirir.
Polifenol miktarı önemli mi?
Evet. Polifenol analizleri önemli bilgi sağlayabilir. Ancak yüksek toplam polifenol değeri tek başına kalite sıralaması değildir. Duyusal profil, tazelik, işleme, saklama ve kişisel damak zevki de önemlidir.
Green Agora’da kişisel danışmanlık yapılabilir mi?
Evet. Green Agora Zeytinyağı Showroom’unda önceden randevuyla kişisel danışmanlık ve tadım yapılabilir.
Farklı zeytinyağları birlikte tadılabilir mi?
Evet. Farklı çeşitleri, bölgeleri, üreticileri ve duyusal profilleri doğrudan karşılaştırmak Green Agora’daki kişisel tadımın önemli bir parçasıdır.
Kişisel felsefem | En iyi değil, bağlama en uygun olanı aramak
Zeytinyağı dünyasının tamamını tek bir rakama indirebileceğimize muhtemelen hiçbir zaman inanmayacağım.
Çünkü çok fazla unsur aynı anda devrede:
Zeytin. Çeşit. Toprak. İklim. Hasat. Değirmen. Saklama. Analiz. Duyusal profil. Mutfak. Ve sonunda insan.
Eskiden daha sık “En iyi yağ hangisi?” diye düşünürdüm.
Bugün beni daha çok şu soru ilgilendiriyor:
Hangi yağ, hangi bağlamda daha uygun?
Bu kulağa daha az gösterişli gelebilir.
Bence çok daha zor bir soru.
Zeytinyağını anlamak.
İnsanı anlamak.
İkisini bir araya getirmek.
Ayhan Çabuk | Green Agora
Green Agora’yı yakından tanıyın
Green Agora GmbH
Nottebohmstraße 13a
58511 Lüdenscheid
Almanya
Ziyaret, kişisel danışmanlık ve zeytinyağı tadımları önceden randevuyla yapılır.